3/11/2007 - BENİ UNUT
Çok dedi acılar
Sürmeyecek dedi
Dayanamıyorum
“Beni unut”
Allah Allah
Şaşırdım
Acılarda ortak
Mutlulukta
Ben daha mı güçlüyüm sanki
“Beni unut”
Bu şehri değiştirsinler o zaman
Bu vapurlar kalkmasın
Okuduğun kitapları satmasınlar
Şu restoran
Şu cafe
Bu yollar
Bu şehri değiştirseler bile
Kokun ne olacak
Hiç başlamayalım demiştim
Hani bırakıp gidersin
Sakat kalırım demiştim
Dinlemedin
Bu aşkı
Hani çok istemiştin
Allah allah
“Beni unut”
Peki
Olur
Şimdi sen
Kapatınca telefonu
Unuturum seni
Sen git
Tamam
Bana unut deme
Belki ömür boyu seveceğim seni
Sana ne
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/11/2007 - HAYAT SANAL
İnternet den tanımadık insanlarla yazışmayı küçümseyenler var.
Oysa… Oysa…
Mutluluk sanal
Aşk sanal
Para sanal
Keder sanal
Biz sanalız
Kandırıldık
İnandırıldık
Hiç keder tuttunuzmu elinizde
Bilsek dokunmazdık
İnanmadığımız tek şey
Ölüm
Bilmiyoruz
Bugün var, yarın yok
Hem de sonsuza kadar
Her şey bir kerelik
Sanal beynim olmasa
Bunaldığımda binip gidemezsem bir tekneyle
İstediğim zaman uzanamazsam bulutların üstüne
Bir şarkı alıp götürmezse beni uzaklara
Nasıl yaşarım?
Hepimizin belki görünmeyen bir yerinde sırları dökülmüş yıpranmış bir yerleri vardır
Bazı kapılarımızın kepenkleri inmiştir
Bazen birileri gelir
Kapılar açılır
Temizlenir
Yerler yıkanır
Kiralanır
Satılır
Yangın çıkar bazen
Harabe olur
Yıkılır
Dışarıdan çok güzel görünür
İçeride sıvalar dökülür
Ne yaparsan yap
Ya geç kalacaksın bazı şeylere
Ya da erken
Herkes biliyor
"Anı yakala" diyorlar
Kendileri hiç bir şeyi kaçırmamış gibi
Bilmek önemli değil
Hadi sen yakala
Düşünsenize günlerinizi
Sahneler ne kadar benziyorlar
Sabah kahvaltıları
Akşamlar
Ne kadar bakarsan bak bir çiçeğe bazen
Ne kadar özen gösterirsen göster
Soluyorlar
Ama böyle… ama böyle…
Ve her geçen gün insanın kendine kavuşması için değil mi?
Niye uzaklaşıyoruz kandimizden
Kaç…kaç…kaç…
Nereye kadar
Bugün düşündüm
Bir vakum olsa
İçimde ki duyguları vakumlasa
Yada insan da da "Reset" butonu
Veya "Ctrl alt delete" olsa
Oysa… oysa…
“Doğru yanlış”
“Bütün yaşadıklarımıza sahip çıkmalıyız der” diğer yanım
Ben onları yaşadığım için Ahmet
O yaşamadığı için Rana
Yaşadıklarımız değilmi bize değeri katan
Ne anlamsız şeyler yaptık
Nasıl geçti hayat
Hiç ölmeyeceğiz sandık
Kendi pencerenden içine bakmaktan korkma
Hatta gir içeri
Dolaş biraz
Temizlik falan
Ama elektrik süpürgesi yok orda
Her şey ellerinde
Korkma
Korkma ama…
Çok kalma…
Çık dışarı
Dönüş yolunu unutma
Ooooofff
Ne diyeyim
Sahi ben ne yazacaktım
Hep bunu yapıyorum
Bir şey başlayıp başka yerlere gidiyorum
Ama hayat bu
Yani hayat bu
Öylemi…?
Not: kimsenin bilmediğiniz notalar çalıyor arkada. 3-5 kişi dinleyebildi hayatta. Belki de bu kadarcıktır ömürleri. Yorum yapın var olsunlar.
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/10/2007 - Nasılda geçiyor hayat

Ben aynı koltukta aynı köşede otururken, çalışırken,
bilgisayarda yazı yazarken, nasıl geçiyor hayatım.
Işık hızı saniyede 300.000 km.
1 ışık yılı yaklaşık 9.46 trilyon km ediyor.
14 milyar ışık yılı uzaklığındaki yıldızlar
Saatte 216 milyon km ile hareket eden yıldızlar
Kendi etrafında 700 yılda dönen yıldızlar
İnsan ömrü 60 yıl...
Dün 3 kuruş kazıklandım diye hayıflanmalar, trafikte sıkışıp 2 saatte 20 km yol almalar, cebimde Carrefour fişi, cüzdanımda kartlar, ellerim bomboş…
Şu önümdeki magandaya kızmaya vaktim yok…
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/9/2007 - Bülent ORTAÇGİL konseri

Dün deniz kıyısında 35 lik öküzgözü 2004 Kavaklıdere şarap Peynir Tabağı
Kalamar Salata Patates kroket yiyip günü batırdım
Saat 20.30 suları keyifli keyifli eve dönerken Bülent Ortaçgil şarkıları geldi kulağıma Hemen hatırladım Karşıyaka açıkhava tiyatrosunda bu akşam konseri vardı Ve bende önünden geçiyordum 30 milyon en önden biletimi aldım Sahne oyunları ve konserlerde ön koltuklardan nefret ederim. İllede en önde oturmak gibi takıntısı olanlara biraz maganda gözü ile bakarım Çünkü böyle gecelerde en önde olmak olayın bütününü kaçırmak demektir bence. Hele konserlerde müziği mono dinlersiniz. Hele bazen bir kolon'a yakın olursunuz farkındaysanız müziğin biraz anlıyorsanız, gece size azap olur.
Biz sahnedeyken eskiden bir dinleyici klavyecimizle kavga etmişti "Sen çalma" diye bağırmıştı.
Neyse benim en önden bilet almama sebep ise; geç olmuştu, konser başlayacaktı ve bilet gişesinin önünde bir genç elindeki 4 bileti satmaya uğraşıyordu, bende uğraşmak istemiyordum. Biletlerin nereden olduğunu bilmeden aldım.
Cem Aksel Gürol Ağırbaş Baki Duyarlar Ve Dede çalmaya başladılar
Yanımda 15 - 14 yaşlarında 2 kız vardı Allah allah dedim Dede yaş ortalamasını düşürüyor galiba dedim kendi kendime
3. şarkıda gitarın jak girişi arıza yaptı Şarkı söylerken agresifleşti Çıkarıp jak'ı yere vurdu Yüzü kıpkırmızı oldu "Hayatta aksaklıklar da var hocam" dedim "Tamam" dedi "Var ama ne güzel yoncayı söylüyordum bu jak beni nasıl engeller" Sonra gülümsedi "Hiç de sakin biri değilmişim değilmi" dedi biraz kendi kendine
Ara verdiler müthiş susamıştım ama büfe çok kalabalıktır diye gidip boğuşmak istemedim. Bir baktım yanımdaki küçük kızlar su ve kolalarını almışlar geliyorlar. Onlara sordum "Büfe kalabalıkmı" dedim. "Biraz" dediler. "Birşey istiyorsanız ben alayım" dedi daha küçük olanı. Önce anlamadım anladığım da çok şaşırdım. Unutmuşuz bu diyologları.
Sonra "ŞArkılarım senindir"i söyledi "Eylül Akşamı"ı çalmak için Gitarın bazı tellerinin akordunu bozdu. "Sadece bu şarkı için 2 gitar taşıyorum" dedi Ve eski defterlerde olmayan Yeni sound ile hiç dinleyemediğim "Benimle Oynarmısın albümünden "YAğmur"u Sen varsın'ı ve Yüzünü dökme küçük kızı söyledi. İlk kez dinledim bu sound da çok beğendim. Henüz şarkı yazmamış Ancak 2 - 3 şarkı yazmış YAzamıyorum diyor Erkan Oğur artık onlarla çalmıyormuş Biraz konuştuk
"Fikret" dedi "Çok sivri dilliydi."Yalnız gitti." "Aşk varmı "dedim "Var" dedi "Belki bu gece bir şekilde benim kağıt param senin cebine girmiştir" dedim Hoşuna gitti güldü "Belki değil"dedi "Kesin"
"
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/6/2007 - Ayrılık
Gün gelir yaprak ağaçtan, kuş gökyüzünden gemi limandan veya denizden, ağaç topraktan ayrılır.
Ağaçtaki yaprakların en güçlüsü bile olsan, buzdan gecelere dayansan, rüzgarlarla boğuşsan da ancak ağaçtan ayrılan son yaprak olabilirsin.
Soğukla dalgalarla rüzgarla boğuşmaktır belki bize ayrılığı unutturan.
Hergün onlarca ayrılık yaşarız.
Hep bir şeylere son verip, hep bir şeylere yeniden başlamak ve bu sürekli değişkenlik, kalbimi yordu benim.
Bakışlarım değişti.
Beynim, ruhum, gönlüm değişti.
Sakinleşti, dalgınlaştı, inceldi gitti…
Akıllı, mantıklı, iyi bir insan olarak yatağa yatıp, gece saat 03.00 de delirmiş gibi uyanan ve hala iyileşmemiş bir kalbim var benim.
Aynı iş yerinde çalıştığım, bir akşam önce beraber içip konuştuğumuz gencecik bir arkadaşım ertesi gün işe gelmedi…
Ve hiç gelemeyecekti…
Yıllar geçti kabullenemedim...
Alışamadım hayatın kurallarına.
Soğukla, rüzgarlarla, dalgalarla boğuşmaya devam ettim.
Hep yüzersem bir yere varırım sandım.
Bir gün yorulan kollarımın bile beni terk edeceğini hiç düşünemedim.
Hayat nerede döner, nerede dinlenir, nerede konuşur, nerede susar ve nerede durur bilemedim…
Dünya çok küçüktü eskiden, en büyük bendim.
Denizleri gökyüzünü yakabilirdim.
Hızlı koşan çabuk yorulurmuş, dengeler varmış öğrendim.
Çok şeyden vazgeçtim veya erteledim.
Şimdi didişmenin, böbürlenmenin yerini sukunet aldı. Nefret’in yerini merhamet…
Şimdi durup dinlenme zamanı artık.
Bir yer seçmeliyim…
Belki yaşlılık belirtileri…
Hep böyle oluyor.
Yazmak istediğim şeyler ayrılıkla ilgiliydi aslında.
Ömür boyu fark etmeden yaşadığımız milyonlarca ayrılıklardan bahsedecektim, döngüden, değişkenlikten.
Neyse…
veya
Ne değilse…
"
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/3/2007 - BOŞVER BE YAŞI BAŞI
Boşver be yaşı başı
gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?.. şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan, sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver? koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını, gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna. Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda, ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında, bırak aksın yollarına. yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın. sen inan yüreğine, hem ona geçmezse kime geçer sözün?.. büyü büyü... bak ellerin ayakların kocaman. aklın da maaşallah yerinde, e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye. akıllı ol, yüreğin gelir peşinden, boşver yaşı başı, aşk var mı aşk, sen ondan haber ver? takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere. o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün, atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü, öl gitsin... parayı pulu savurup, bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin, savrul gitsin... Boş ver be yaşı başı, kim tutar seni kim, kendi yüreğinden başka kim?. Aklını al da öyle git, ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra bayıra vur da git. Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine. O biri de gelir gerçekten istediğin oysa, seveceksen ve öleceksen uğruna... yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa... yaş 70'e gelse bile, hayat daha bitmemiş. sen mi biteceksin? çekeceksen bile bayrağı, yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin?
CAN YÜCEL
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/3/2007 - HAYAT - 3
Hayatı anlamaya başladığımda hayal kırıklıklarım da başladı... Hayat yanlış kurgulanmıştı
Eksikti, adaletsizdi Hiç iç içe geçemedik Anlaşamadık Kar taneleri gibi, bulut gibi, su gibi birbirimize karışamadık Hep dönüştürdük, değiştirdik birbirimizi Ateş ile benzin, ateş ile kar, sarı ile mavi,
Eksi artı çarpışması gibi
Yıldırımlar yarattık Bunun için çok ilginçti teğet yaşamlar Ayrı bahçelerden koparılıp Aynı vazoya konmuş çiçekler gibi
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/3/2007 - Özgürlük, doğruluk, yaşamak

Hiç bir şey bilmiyormuş gibi dinleyebilirim insanları.
Anlattıkça ipucu verirler.
Çok konuşmaktansa dinlemeyi tercih ederim.
Dinlediğim herkes her şeyi çok iyi biliyor, doğruları, yanlışları, neyin nasıl olması gerektiğini…
Neleri neleri aşkla savunuyorlar.
Ne güzel konuşuyorlar
kitap gibi…
Oysa bilmek yetmez
Söylemek yetmez
Bunu biliyorum
Kimse konuştukları ve savunduklarını kendi hayatına uygulamıyor.
Herkes diğerinin nasıl olması gerektiği ile ilgili çok şey biliyor…
İlle de karşısındakini değiştirmeye, kendi inandığı fakat inandıklarını henüz kendi hayatına uygulayamamış olmasına rağmen karşı tarafa empoze etmeye çalışıyor.
Herkesi bırakıp kendiyle uğraşsa insan
Tabi ki inandığı şeyleride çok katı kurallarla da savunmamalı
En ulu ağaçlar bile çok sert rüzgarlarda eğilebilir esneyebilir
En doğru bildiğin şeyler bile zaman ve ortama göre değişip esneyip farklılaşabilir bazen
Bunu biliyorum
Örneğin “Ben neysem oyum, yaşamımı diğer insanlara göre ayarlayamam” deyip Mardin’in bir köyüne mini etekle gitmemeli bir bayan.
Veya öğle namazı öncesi caminin karşısındaki kahvede ateistliği tartışmamalı ben buyum diye özgürlük, demokrasi, doğruluk adına.
Doğru olmak adına kırıp dökmemeli etrafı, gereksiz yaralar açıp, yaralayıp kanatmamalı insanları
Etrafı bilmek merak etmek yerine, kendini bilmeli merak etmeli insan
En çok kendiyle uğraşmalı
Kendiyle adaletli yüzleşmeli
Kendiyle yüzleşirken kendine torpil geçmeden
Yeniden yeniden kendinden kendini doğurabilmeli
Değişebilmeli
Klişeleşmiş davranış şekillerinden kurtulmalı Başkalarının bize yapıştırdığı kimliklerden soyunmalı insan
Memur kimliğinden Sevgili kimliğinden
Öğretmen kimliğinden
Konuşmacı kimliğinden
Müdür, asker kimliğinden soyunup kendi olmalı ki bir gün kendine doğru yürümek istediğinde dönüş yolunu bulabilsin…
Kendine doğru yürürken canlanır insan
O zaman anlarsın ne kadar cansızlaştığını, ne kadar başkalaştığını.
Bir yerde okumuştum
Hayat kendini hayattan geri alanın önünde eğilirmiş
Ancak kendi kendine kavuşan insan geceleri köpeklerin saldırısına uğramadan uyurmuş.
Yatakların altındaki canavarlar gidermiş.
Bak gör o ilk sabah ne güzel oluyor uyanmak
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/1/2007 - KALBİNE GİREMEDİM

Denize düşen bir yağmur tanesi kadar ıslatabildi seni sana olan sevgim.
Ya da sadece bir kar tanesiydim,
üzerine değer değmez eridim.
Sen derinliklerindeki yaşama hiç dokunmadan sadece hissettin.
Kalbine giremedim.
Balık oldum gezip görmek, anlamak için seni,
sen ise, kıyılara kıyılara vurdun beni,
labirent koylarda dolaştım, yolumu kaybettim.
İntihar eden yunuslar gibi bir kıyıda buldum kendimi,
başımda halden anlamaz insanlar toplanmış...
Ben kalbine giremedim.
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Yalnızca kanatlarına güven
Kategoriler
Arkadaşlarım
• yasampinari76 • liyan34 • emins • pptyyldz • melindunyasi • mavi25 • nanekokusu • melegimmavi • azmavi • hazirann • maviumuttur • mawisperi34 • benmeral • tabaki54
|