Bluelove

16/11/2007 - MAHAR ALANSON Yazdı BEN çaldım BEN söyledim ve YANDIM YANDIM

Kategori: Music

 

YANDIM YANDIM

 

Özledim seni, düştüm yollara
Açtım gönlümü rüzgarına
Bir hayaldi sanki, bİr macera
Yıkıldım.Kelimeler paramparça
Yandım... yandım...
Yandım yandım ahhhh ki ne

yandım
Bana yeniden şarkılar söyleten kadın
Baka baka doyamadım, hem kokladım da
Sarhoşluğu geçmedi hala
İçimde sevdan...

Hala hoş bir havan var
Ne güzel adın
Bir çizik attın gönlüme, kanattın

Yandım... yandım...
Yandım yandım ahhhh ki ne

yandım
Bana yeniden şarkılar söyleten kadın
Baka baka doyamadım, hem kokladım da
Sarhoşluğu geçmedi hala
İçimde sevdan...

Seni görebildiğim yer rüyalar artık
Deli diyorlar bana
Ah bu ayrılık...

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/11/2007 - BEN yazdım BEN çaldım BEN Söyledim -OĞLUM-

Kategori: Music

 

OĞLUM

 

 

Adını ÖZGÜR koydum

Ama olmuyor oğlum

Bu dikenli teller varken

Özgür yaşanmıyor oğlum

 

İnişler var çıkışlar

Doğumlar var ölümler

Hayatı sevmelisin

Yaşanacak çok şey var

 

Geceler var sabahlar var

Kederler var sevinçler var

Yaşamalısın hepsini

Sevmek var sevilmemek var

 

Her şey söylenmiyor

Herşey anlatılmıyor

Bazı şeyler varki oğlum

Yaşarken öğreniliyor

 

Mutluluklar kederler

Gelir giderler

Hayat böyle oğlum

Geçer seneler

Not: Şarkıda hatalar var hayattaki gibi...Şimdiden özür

şarkını linki:http://www.myfilestash.com/userfiles/bluelove/Oðlum.mp3

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/11/2007 - BEN yazdım BEN çaldım BEN söyledim BEN'im şarkım :) :) :)

Kategori: Music

BLUELOVE CANLI PERFORMANS

 

CANIMSIN

 

 

Gözlerindeki bir damla yaş

Bana ölümsüz bir cezadır

Seni kırdığım bütün anlar

İnan hep hatırımdadır

 

Sana sarılıp öpemedim

Doyasıya sevemedim

Seni görmeyeli aylar oldu

Biliyorum çok özledin

 

Beyaz bulutlar gibi saçların

Her teline kurban olayım

Uzat ellerini öpeyim

Önünde diz çökeyim

 

İyiysem de kötüysem de

Sığındığım tek limansın

Benim tek dostum arkadaşım

Sen benim CANIMSIN

 

Not:ŞArkı sözleri şiirlerden değişik olur. Okumaktan daha çok şarkıyı dinlemenizi öneririm.

Şarkı link'i:http://www.myfilestash.com/userfiles/bluelove/Canýmsýn.mp3

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/11/2007 - YAVUZ ÇETİN Şarkılar ve Hayatlar

Kategori: Music

 

Ne yazık ki ölümünden kısa bir süre önce tanıdım.

Ne yazık ki çoğu zaman doğru şeyleri,

 doğru zamanlarda, doğru şekilde yapmak da yetmiyor ve bazen insanlar olması gereken ya da olmasını istediğimiz yerlerde olamayabiliyorlar...

Yavuz Çetin, Türkiye'de sanatçıya olan bakış açımızı da çok net ortaya koyan bir fenomendir belki de.Bugün TVlerde izlediğimiz(!) ve neyi neden yaptıklarına anlam veremediğimiz pek çok yetenek yoksunun arasında asıl yetenekleri nasıl göz ardı ederek bitirdiğimizin de acı bir örneği.Nedense bizim için insanların yaptığı işlerin kalitesi değil özel hayatlarının skandallara olan elverişliliği daha önemli.

 

1970 yılında Samsun'da doğan Yavuz Çetin, gazeteci olan babasının işi nedeniyle Türkiye'nin çesitli bölgelerinde çocukluğunu geçirir. Müziğe olan ilgisi küçük yaşlarda başlayan Yavuz Çetin, ilk enstrumanı curayla on yaşında tanışır. Muzik aletlerine olan ilgisi curadan sonra bağlama öğrenmeye başlamasıyla devam eder. Bir süre sadece müzik dinler ve bu süre zarfında elektro gitar sesine hayran kalır. İlk olarak 1985 yılında akustik gitar ile tanışır ve ardından elektro gitarla çalışmalarına devam eder.

Onyedi yaşında profesyonel müzik yaşamına geçişiyle birlikte, İstanbul’da ve Türkiye’nin güney bölgelerinde çalışarak hayatını sürdürür. Öğrenimini, hayatının akışını şekillendiren o çok sevdiği müzik üzerine yapar. Marmara Üniversitesi Müzik bölümüne girer. Üniversite hayatı boyunca da Elektro Gitarını elinden hiç bırakmaz. Çalıştığı grup Labirent ile katıldığı Yıldız Üniversitesi müzik yarışmasında birincilik ödülü alır. Üniversiteyi çalışmalarından dolayı bitiremez.
1992 yılında İstanbul’da müzisyen dostları Batuhan Mutlugil, Kerim Çaplı ve Sunay Özgür ile cover grubu olarak tanınan “Blue Blues Band” ı kurar. 1970 yılların Rock ve Blues parçalarının ağırlıkta olduğu çalışmaları sürdüren “Blue Blues Band” grubunda elektro gitar çalıp vokal yapar. Yaşamı boyunca 1960’lı ve 70 yılların Rock Blues müziklerinden etkilenir. Daha sonraları yaptığı beste ve söz çalışmalarına Rock ve Blues müziğinin ruhunu yansıtır. Jimmy Hendrix’i ve dünyaya mal olmuş blues şarkılarını da yorumlamaktan her zaman büyük bir keyif alır.

1990’lı yılların ortalarında Fuat Güner ile tanışmasıyla birlikte “stüdyo müzisyenliğine” başlar. Fuat Güner’in stüdyosunda sürdürdüğü çalışmalarında televizyon ve radyolar için reklam müziklerini gitarıyla seslendirir. Birçok sanatçının albüm kayıtlarına da gitarıyla imzasını atar. Gitarıyla eşlik ettiği albümler arasında, İzel’in “ Bir Küçük Aşk”, Kıraç’ın “Deli Düş” , “Bir Garip Aşk Bestesi” ve "Zaman", Soner Arıca’nın “Ayrılık”, Turgut Berkes’in albümündeki “Miranda” ve “Mindos” isimli şarkıları ve Göksel’in “Sabır” adlı şarkısı en bilinenleridir. Göksel’in şarkısındaki “Talkbox” performansı Türkiye’de bir ilk olması, ona “Talkbox” kullanan ilk gitarist sıfatını kazandırır. 1996 yılının ortalarında “MFÖ” grubuyla çalışmaya başlar. Grupla turnelere gider ve katıldığı tüm konserlere gitarıyla eşlik eder. Bir yandan bar müzisyenliğine devam eder.

1997 yılında ilk albümü için çalışmalara başlar. “İlk” adlı albümünü Stop Müzik’ten çıkarır. Albümünde yer alan, “Erkeğin Olmak İstiyorum”, ayrıca Sinan Çetin’in yönettiği “Propaganda” filminde kullanılan, Erkan Oğur’un perdesiz gitar performansının da yer aldığı “Dünya” isimli enstrümantal şarkısı en bilinenleridir. MFÖ ile konserlerde çalmaya ve “Yavuz Çetin Group” isimli grubuyla bar performansını devam ettiği süre içerisinde, ikinci albüm çalışmalarına da başlar. 

Bir gece yattığı Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden kaçarak eve gelir ve SATILIK isimli son albümünü tamamlayıp 15 Ağustos 2001 gecesi arabaya biner ve 31 yaşında boğaz köprüsünden kendini boğazın serin sularına bırakır.

 

Bir müddet şarkıları çalsın bloğumda.

 

 

 

SAHİL
Sahil sakin ve sessiz 
Motel ışıkları durgun deniz 
Karşıda bir balıkçı teknesi 
Kırık dökük iskele  
Sıcak günlerin yorgunluğu üzerimde 
Umutsuzluk görünürde 
Henüz batan güneşin özlemi  
Ve bu yalnızlık çekilmez gibi  
Sahil sakin ve sessiz 
Güneş ısıtmıyor artık tenimi 
Sonunda yağmurlar geldi 
Bu kumsaldan göçmek vakti 
 
YAŞAMAK İSTEMEM
Bana öğretilen her şey 
Bana önerilen her şey 
Bana dayatılan yaşantı İşe yaramaz bir çöplük  
Yarattığınız sistemler 
Kullandığımız yöntemler 
Yaşamak istemem aranızda  
Belki de terslik bende 
Yapamadım bu düzende 
Kaçacak delik arar oldum 
Sürüngenler şehrinde  
Eğitilmiş köpekler 
Doymak bilmez maymunlar 
Yaşamak istemem artık aranızda  
Benden bir ruhsuz yaratmayı 
Nasıl başardınız 
Benden bir hissiz yaratmayı 
Nasıl başardınız 
Benden bir uyumsuz yaratmayı 
Nasıl başardınız 
Benden sizden biri yaratmayı 
Nasıl başardınız  
Yaşamak istemem artık aranızda 

 

KİMSE BİLEMEZ

Kimse bilemez su gibi akar hayat.
İnsanlar değişir, yüzler değişir.
Kimi zaman beni korkutuyor
İçimdeki dünya..kimse bilemez.
Kimse bilemez nasıl hissettiğimi.
Kimse bilemez neler düşlediğimi.
Yalnızca sen duyarsın sesimi
Çok uzaklarda..
Yaşadığım her şey benim için bile sır
Kimse bilemez.
Kim gerçek, kim hayal..
Kim oyun oynuyor...kimse bilemez.
Güzel olan her şey neden çabuk biter
Güzel olan her şey neden çabuk biter.

 

 

HER ŞEY BİTER

Benimle yaşamak seni hasta ediyor

Hergün söylüyorsun
Her şey eskisi gibi pırıl pırıl olsun istiyorsun
Yorgun aşkımız ayakta duracak hali yok
Neler oluyor anlamıyorum
Ama bittiğine hiç şüphe yok
 
Birgün gelir herkes kendi yoluna gider
Her şey nasıl başladıysa öyle biter
 
Benimle paylaştığın günler için
Harcanmış zaman diyorsun
Güzel olan anıları hatırlamak
Artık çok zor diyorsun
 
Yorgun aşkımız ayakta duracak hali yok
Neler oluyor anlamıyorum
Ama bittiğine hiç şüphe yok
 
Birgün helir herkes kendi yoluna gider
Her şey nasıl başladıysa öyle biter
 
Yavuz ÇETİN
 
 

 

Bul Beni 

Nereye gittiğimi bilmez bir haldeyim
Kime güveneceğimi bilmez bir haldeyim
Çok uzaklarda ulaşılmaz bir yerdeyim
Derdimi kimseye anlatamaz bir haldeyim
 
Aklım karmakarışık bulanık hislerim
Sanki kör oldum görmüyor gözlerim
Evimde çok uzakta bir yerdeyim
Geri dönüş yolunu bulamaz bir haldeyim
Gel de bul beni
 
Doğruyu yanlışı kestiremez bir haldeyim
Herkese inancımı yitirmiş bir haldeyim
İyi olmaktan çok uzakta bir yerdeyim
Yerlerde sürünür güçsüz bir haldeyim
Gel de bul beni

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/8/2007 - ERGÜDER YOLDAŞ

Kategori: Music

BÜYÜKADA'DA BİR YALNIZ ADAM: ERGÜDER YOLDAŞ

MURAT AK


"Hayatı dev bir sorun, bir denklem, daha doğrusu kısmen biribirlerine bağlı, kısmen de bağımsız bir denklemler yumağı olarak düşünün... Bu denklemlerin çok karmaşık, sürprizlerle dolu olduklarını ve çoğu zaman 'köklerini' keşfedemediğimizi de unutmayın."

Böyle diyor Fernand Braudel hayata dair. İşte bu keşifsizliğimizden dolayıdır ki bir ömrü "orada" tüketiriz kimimiz, kimimiz de "burada". -"orası" ya da "burası" neresiyse, insanoğlu bilmekten aciz-

"Geçmiş hüzün, gelecek endişe yaratır. Benim geleceğim yok ki endişem olsun."

Bir aile dramından dolayı sosyal çevresinden koparak Büyükada'da bir kulübede hemen hemen 15 yıldır inzivada yaşayan besteci/müzisyen Ergüder Yoldaş da bunları söylüyor kendi hayatına dair. Zaten herkesin söylediği de kendi hayatına dair olmaktan başka nedir ki. Başkasına dair söylerken bile başkasında kendimizi söylemekten ibaret değil mi yaptığımız?

Kendisini "toplumdan soyutlanmış bir Robinson Crusoe" sayanlara da "Oradakiler (kentliler) öyle düşünürler. Ama ben ne yaptığımı biliyorum. Yaptığım hala algılanmıyorsa kim soyutlanmış oluyor. Ben mi, onlar mı? Toplumun sağlığı bozuk. İletişim yok. Toplum içinde yaşayanlar da birer Robinson Crusoe." diyerek cevap veriyor. Daha doğrusu sağlam bir duruşla kendinden soyutluyor "oradakiler" diye tasnif ettiği insan yığınlarını. Sanki başkalarıymış gibi oldu. Yanlış anlaşılmasın "oradakiler" denilerek kastedilen insan yığınları biziz. Biz sabah sekiz, akşam beş işçileri yani.

Balkan göçmeni bir ailenin çocuğu olan Yoldaş, 1939'da İzmir de dünyaya gelir. Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olduktan sonra 1963 yılında eğitimli bir müzisyen olarak profesyonel müzik yaşamına kendi kurduğu "Halikarnas Altılısı Grubu"yla başlar. İkincisi şarkıcı Nur Yoldaş'la olmak üzere iki evliliği vardır ve iki çocuk sahibidir. Ergüder Yoldaş çocuklarının ara sıra Büyükada'da kendisini ziyarete geldiklerini söylüyor. Adada vaktinin çoğunu onların ders notlarıyla ilgilenerek geçirdiğini de ekliyor buna. Hani insanın içinde öğrenme aşkı olmaya görsün. Orada veya burada olmak engel değil.



Büyükada'da bir kulübede yaşıyor. Şehirde olmamayı, şehirden olmamayı tercih etmiş. "Burada tavşanlar ve kaplumbağalar var. Yukarıda da inekler. Ben onlarla konuşurum. Sözümü dinlerler." diyen Yoldaş'ın eskiye dair en büyük özleminin ne olduğuna gelince: "Kurufasülye, kıymalı karnıbahar ve börülce."
"Neden bu hayata küskünlük, bu kaçış?" sorusuna da "Küskünlük ya da hayattan bir kaçış değil bu. Bu bir tercih. Yaşarken burada olmak tercihi." diyerek cevap veren ve modern hayatın yapaylığını eleştiren Yoldaş, Büyükada'da bu ormanda sağlık durumunuz nasıl sorusuna da "sağlıklı insanların sağlık sorunu yoktur. Sağlık sorunu insanlara dışarıdan empoze edilebilen bir şey" demekle yetiniyor.

Pek tabiidir bu cevaplar. Farklı yaşamların faklı dilleri olacaktır. Zaten bu dil uyuşmazlığı yüzünden değil mi bu farklı tercih. Hangi yaşam alanının, yani hangi dilin doğru olduğuna gelince. İçinde yaşadığımız zamanlarda biz şehirli insan yığınları ne kadar doğruysak ve ne kadar doğruyu konuşuyorsak, o da bizden o kadar daha doğru ve o kadar daha doğruyu konuşuyor.

"Anadolu Rüzgarı-Aynalar", "Geçti Dost Kervanı-Kambur Felek" 45'likleriyle ve 1970'li yıllarda bestelediği Sultan-ı Yegah ve Sultan-ı Yegah kaseti içindeki Sa'd Abad ile tanımış insanlar onu. Sultan-ı Yegah'ın sözleri Atilla İlhan'a, Sa'd Abad'ın sözleri ise Nedim'e ait. Ortaya çıktığı dönemdeki baskıya ve toplumsal ortama bağlı olarak dillerden düşmeyen bu iki şarkıyı da o yıllarda Ergüder Yoldaş'a hayat arkadaşlığı yapan Nur Yoldaş seslendirmiş.


Sultan-ı Yegah

Şamdanları donanınca
Eski zaman sevdalarının
Başlar ay doğarken saltanatı
Sultan-ı Yegah'ın

Tende nemli yumuşaklığı
Denizden gelen ahın
Gizemli kanatları
Ruhta ölüm karanlığının

Başlar ay doğarken saltanatı
Sultan-ı Yegah'ın

Atilla İlhan


Sa'd Abad

Bir safa bahşedelim gel şu dil-i na-şada
Gidelim serv-i revanım yürü sa'd abad'a
İşte üç çifte kayık iskelede amade
Gidelim serv-i revanım yürü sa'd abad'a

Gülelim oynayalım kam alalım dünyadan
Ma'i tesnim içelim çeşme-i nev peydadan
Görelim ab-ı hayat aktığın ejderhadan
Gidelim serv-i revanım yürü sa'd abad'a

Nedim


Bestelerinde müzikalite yönünden doğu-batı sentezini oluşturma yolunda ciddi çabalar ortaya koyar Ergüder Yoldaş. Klasik şiirden aldığı ilhamla, Klasik Türk Musikisi'nin derinliklerinden Çağdaş/Batı'lı bir sentez oluşturmayı başarması bestelerini farklı kılmıştır. Hafif Batı Müziği olarak dinlediğimiz Sultan-ı Yegah aynı zamanda musikimizin Sultani Yegah makamında bestelenmiştir. Ve sanatçının diğer birçok bestesi de diğer Türk Musikisi makamlarında bestelenmiştir.

Bu kadar tutunabilmişken bu renkli hayata, 1982'de müziğe dair yaptıklarına son noktayı koymuş ve sonrasında terk-i diyar eylemiştir Ergüder Yoldaş. Ver elini Büyükada. Bu bir "batsın bu dünya" tavrı değil, tersine dünyada daha doğru yaşama çabasıdır ona göre. Hal böyle olunca sormak lazım, biz insanlar, kaçımız feda edebiliriz içinde bulunduğumuz ortamı ideallerimiz uğruna.

Şimdi o hala Büyükada'da yalnız bir adam ve biz kayıp bir bestecinin bıraktıklarıyla yani eserleriyle tanıyoruz onu. Biz şehirlilere düşen bu aykırı duruşa acımak değildir dostlar -ki esas acınacak olan kimdir bilinmez- bu farklı duruş ve varlık tasavvurunu saygıyla karşılamak ve bu aykırı adamın deyimiyle bu tavrı algılamaya çalışmak, onun gerçeğini yakalayabilmektir.

Selam sana Ergüder abi.

Keşke okusaydın bu yazıyı. Ama okumazsın biliriz.


45'likler

"Anadolu Rüzgarı-Aynalar"

"Geçti Dost Kervanı-Kambur Felek"


Diğer



"Sultan-ı Yegah"

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/12/2006 - Vedat Sakman

Kategori: Music

Sakman'ın bir ömürlük 'konser'i

Sakman'ın bir ömürlük 'konser'i
Vedat Sakman'ın, konser kaydından dönüştürdüğü 'Konser' adlı albümü bir nevi 'best of' niteliğinde. Sakman'a konserde İş Sanat Yaylı Grubu eşlik ediyor.
Vedat Sakman, müzik hayatının kilometre taşlarını bir konser albümünde topladı. Sakman ve arkadaşlarının kayıt yapıldığından habersiz çaldıkları bu konser, samimiyetiyle dinleyenlerini ellerinden tutup eski günlere doğru duygu yüklü bir gezintiye çıkarıyor

20/08/2006 (219 kişi okudu)

UMUT EROĞLU (Arşivi)

İSTANBUL - 'İlla', 'Ayrılık da Sevdaya Dahil', 'Götürelim Abi' gibi parçalarıyla son 30 yılın pop müzik sahnesine iz bırakan, hemen herkesin kendinden bir şeyler bulduğu sözleriyle geniş kitlelere ulaşmayı başaran Vedat Sakman, 'Konser' adlı bir albümle sahnelere dönüşünü kutluyor. İş Sanat Yaylı Grubu'nun eşlik ettiği albümü özel kılan ise kayıtların müzisyenlerden habersiz yapılmış olması. Özenle seçilmiş parçalarıyla bir 'Best of Vedat Sakman' toplaması haline gelen bu konser albümü, Sakman'ın müziğine hayatlarının bir köşesinde yer vermiş olanların, eski günleri duygu yoğunluğundan taviz vermeden, üstelik pırıl pırıl bir ses kalitesiyle yâd edebilecekleri bir çalışma. Albümü dinleyip hadiseyi bir de yerinde inceleyeyim derseniz, Vedat Sakman'ı Fransız Sokağı'ndaki kendi mekanında dinleyebilirsiniz. Üniversite konserleri ise eylül ayından sonra başlıyor.
Uzun bir sessizliğin sonrasında 'Konser' adlı bir albüm çıkarmak, tekrar sahneye döneceğinizin işareti gibi görünüyor. Vedat Sakman hayranlarını eski günlere götürecek yeni bir albüm mü var ufukta?
Yeni bir albüm var, hazır da, yılbaşını hedefliyoruz bu albüm için. Şarkılar tamam, adını da koyduk gibi. 'Yaşamın, Gözlerin Kadar Güzel Olsun', adı biraz uzunca ama o mesajı vermek istiyoruz bu albümle. Böyle bir parça da var zaten içinde.
Vedat Sakman ismi, isminden de çok tanınan parçalarıyla kimileri için artık bir ekolü ifade eder durumda. Siz böyle bir ekolün varlığını kabul ediyor musunuz?
Bunu benim söylemem doğru olmaz, benim yapıma da uygun değil böyle bir şey söylemek. Ben kendimi ifade edecek şiirler yazıyorum, bunlara melodiler uyarlıyorum, bazen başkalarının şiirlerini alıyorum ve insanlar da kendilerine yakın bulup benimsiyorlar. Diyeceğim sadece budur.
Vedat Sakman parçalarının klasikler arasına girmesinde büyük payı olan Zuhal Olcay, Leman Sam, Hümeyra gibi yorumcularla ortak bir çalışma veya bir konser yapıp yapmayacağınız merak ediliyor. Var mı böyle bir ihtimal?
Böyle bir girişim var aslında, Rumeli Hisarı için Most Productions'ın bir düşüncesi var bu konuda ama herkesin zamanını uydurmak gerekiyor. Kış gelmeden böyle bir proje gerçekleştirmek istiyoruz.
İş Sanat Yaylı Grubu konsere ve dolayısıyla albüme çok şey katmış görünüyor, bundan sonra da yaylı orkestralarla çalışmayı düşünüyor musunuz?
Bunlar tabii hep ticari boyuta giriyor. Ben çoğunlukla üniversite konserleri veriyorum, öğretim üyeleri uçak paramı veriyor, ben de gidip söylüyorum. Bu albümden sonra daha büyük konser teklifleri gelirse isteriz tabii olmasını. İş Sanat grubunun katkısı ise gerçekten büyüktü, sanki başlarında bir şef varmışçasına hissederek çaldılar.
'Konser' adlı bir albümden çok fazla ses kalitesi beklenmese de albümü dinlemeye başlayınca şaşırtıcı bir berraklıkla karşılaşılıyor. Kaydın hikâyesini anlatabilir misiniz?
İşin enteresan tarafı kayıt yapıldığından haberimiz yoktu bizim, belki haberimiz olsaydı genç arkadaşlarım heyecanlanıp hataya da gidebilirdi. Çok da iyi bir dinleyicimiz vardı, bir duygu yaşadık o akşam,
o duyguyla söyledik, konsantrasyonumuz, enstrümanlarımız da iyiydi, çok keyif aldık çalarken. Konserden iki hafta sonra bir CD geldi, inanılmaz temiz bir kayıt çıktı içinden, biz de çok şaşırdık, oradaki tonmeister arkadaşlar çok başarılı bir kayıt yapmışlar. 'Neden olmasın?' dedik ve albüm olarak çıkarmaya karar verdik.
Konser sırasında video kaydı yapılmış mıydı? Yapıldıysa parçalardan birinin video klibini ekranlarda görecek miyiz? Konser DVD'lerine sıcak bakıyor musunuz?
Yapıldı ama yarı profesyonel bir kamerayla kaydettik. Sanıyorum Sony eylül
ayında bir klip yapmayı planlıyor, o klibin içinde belki konser görüntülerine de yer verilir. Konser DVD'si ise kulağa oldukça
iyi bir fikir gibi geliyor, neden olmasın?
'Konser' albümünüzün havasını yakalayabileceğimiz sahne performanslarınız olacak mı önümüzdeki günlerde?
Fransız sokağındaki kendi yerimizde çok güzel performanslar yakalıyoruz bu grupla. Şu anda bir şey yok.. Eylül ayından sonra ise üniversite performansları başlıyor..
Konser, Vedat Sakman, Sony BMG

Ps.Radikal Gazetesinden alıntıdır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Yalnızca kanatlarına güven

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
song35

Kategoriler

Arkadaşlarım

yasampinari76
liyan34
emins
pptyyldz
melindunyasi
mavi25
nanekokusu
melegimmavi
azmavi
hazirann
maviumuttur
mawisperi34
benmeral
tabaki54